Çarşamba'yı, Perşembe'ye bağlayan gece yarısından itibaren başlayan bu güzel telaşımız Cuma'yı, Cumartesi'ye bağlayan gece yarısından itibaren büyük bir heyecana dönüşüyordu. Zaman ilerledikçe artan bu heyecan Cumartesi gününün ilk saatlerinden itibaren bizleri her zaman ki toplanma yerimiz olan Kızıltoprak eski dernek binası önüne, oradan da hareket noktamız olan Haydarpaşa'ya attı. Saatler 16.30'u gösterdiğinde Haydarpaşa'da 1.000 kişi kadar toplanmıştık. Hava sisliydi ve İstanbul gibi büyük bir şehirde havanın sisli olması ulaşım açısından büyük sorunlara neden oluyor maalesef. Birde aşırı kalabalık ve izdiham nedeniyle motorun iskeleye bir yanaşması ve tekrar geri dönmesi nedeniyle bayağı bir bekledikten sonra Haydarpaşa'ya gelen Çevik Kuvvet ekibinin hareket emriyle maalesef bir çok arkadaşımızı alamadan Kabataş'ın yolunu tuttuk. Yolculuğu deniz de mi yoksa bulutların arasında mı yapıyoruz belli değildi fakat bu havada yolculuk yapmamız başlı başına bir tehlikeydi. Yaklaşık yarım saat süren bir yolculuğun ardından Kabataş'a vardık. Çevik Kuvvet eşliğinde sloganlarla olaysız bir yürüyüşün ardından Dolmabahçe'ye vardık. İçeri girişler yavaş yavaş başladı fakat tek bir kontrol noktası ve tek bir turnikenin çalışması nedeniyle 18.00 sularında Dolmabahçe'ye gelen taraftarımızın içeri girmesi yaklaşık 1,5 saat kadar sürdü. Motora binemeyip, karada kalan arkadaşlarımız için tahsis edilen ikinci bir tekne maalesef riski göze alamayarak kalkmadı ve hal böyle oluncada geriye kalan arkadaşlarımız karayolu alternatifini kullanarak metrobüsle Mecidiyeköy, ardından metroyla Taksim ve Taksim'den fünikülerle Kabataş'a inerek Dolmabahçe'ye geldiler ve maçın başlamasına az bir zaman kala tribünlerdeki yerlerini aldılar. Sefa ağabeyimiz Hac vazifesini yerine getirmek adına aramızda yoktu fakat bazı ricaları olmuştu. Kesinlikle rakip takım başkanı aleyhine tezahüratlar yapılmayacaktı ve herhangi bir kavga ya da olaya sebebiyet verilmeyecekti. Nitekim maç esnasında, öncesinde ve sonrasında bu tür olaylarla karşılaşmadık. Takımımıza elimizden geldiğince destek olmaya çalıştık. İlk yarı Fenerbahçemiz vasatı aşamadı ve 1-2 pozisyon dışında maalesef gole yaklaşamadık. İkinci yarıda Emre'nin sakatlanmasıyla birlikte golü yedik ve bu şokla bir gol daha yiyerek maçtan koptuk ama tribünden kopmadık. 2-0'a rağmen bütünlük ilkesiyle yapılan tezahüratların ardından yükselen "yuuuhhh" sesleri adeta farkımızı ortaya koyuyordu. Karşılaşmanın hakemi Fırat Aydınus'ta lige dengeyi getirmek amacıyla mı yoksa başka nedenlerden dolayı mıdır bilinmez ama 2 penaltımızı vermeyerek ve sürekli Bjk lehine kararlar vererek hakkımızı yedi. Fenerbahçe için tabii ki bunlar bahane olmamalıydı ama kendisinden çok şey beklenen Kazım'ın laubali hareketleri, Emre'nin saha içerisinde arkadaşlarını azarlaması, Daum'un Güiza'yı kadroya almaması ve Semih'i yedek bırakması Fenerbahçemizin neden kazanamadığına dair soru işaretleriydi. Maçın bitiş düdüğüyle birlikte "Fenerbahçe buraya" sesleri İnönü semalarını inletirken futbolcularımızın taraftarı alkışlaması ve daha sonra Bjk tribünlerine verilen "sevda dersi" gecenin güzellikleri arasındaydı. Bjk tribünlerinin skor 3-0'ken ezeli rakibi karşısında "Yeter Yıldırım Demirören" demesi bir duruş olmasına rağmen kesinlikle gereksiz ve malzeme vericiydi. Maçtan sonra Bjk taraftarının hemen çıkacağı deklare edilmişti fakat yaklaşık 1 saat kadar içeride kaldılar ve bu sırada kendileriyle yapmış olduğumuz tabir-i caizse makara görülmeye değerdi. Daha sonra sönen ışıklar ve Bjk tribünlerinin boşalmasıyla birlikte yaklaşık 1 yarım saat daha bekledik. Sisin etkisi dahada artmıştı. Bu sırada gelen haberlerle polis kontrolü eşliğinde Kabataş'ta bulunan fünikülere bindirilecek ve Taksim'e çıkartılacaktık. 22 Kasım'a az bir zaman kala kapılar açılmıştı ve polis eşliğinde Kabataş geldik. Fünikülere binerek Taksim'e çıktık. Neyseki Taksim'de istenmeyen olaylar olmadı ve herkes çeşitli vasıtalara binerek evinin yolunu tuttu. 3-0'a üzülmedik ama takım içerisinde gözle görülür "kaos" ortamı maalesef içimize huzur vermedi. Bu skorun bir kamçı olması dileğiyle. Eskişehir'de görüşmek üzere..