Deplasman bir taraftarın abisiyle, kardeşiyle kısacası sevdikleriyle birlikte yaptığı güzel bir yolculuktur. Bazen yurt dışına, bazen Türkiye'nin bir ucuna gideriz deplasmana. Bu hafta istikametimiz Manisa'ydı.
65 TL'lik bilet fiyatları bütçeleri zorlasada fedakarlıklar yapıp, takımımızın yanında olmaktı bize yakışan. Rakipler için Fenerbahçe maçları büyük bir fırsat çünkü bizden başka kimseden para kazanamıdıklarını söylüyorlar. Bu durum Türk futbolu için ne kadar değerli olduğumuzun bir göstergesi olsa gerek ama biz Fenerbahçe'nin her maçına giden bir grup olarak bu durumdan şikayetçiyiz. TFF'nin gelecek sezon için bu duruma bir standart getirmesi gerekmektedir.
Cuma'yı Cumartesi'ye bağlayan geceden itibaren başlayan telaşımız sabahın ilk ışıklarına doğru çalışan kontaklarla birlikte yerini makara ve muhabbete bıraktı. Eskihisar-Topçular derken Yalova'yı görmeden kapanan gözlerimizi tekrar açtığımızda Manisa'ya çoktan varmıştık bile.
Manisa'da güneşli ve açık bir hava vardı. Kahvaltı, çay, makara, muhabbet derken maç saatinin yaklaşmasıyla birlikte stadyuma hareket için yeniden toplanmaya başladık ve otobüslere binerek stadyumun yolunu tuttuk. Rutin polis aramasının ardından stadyuma geldiğimizde çevre illerden gelen kardeşlerimizle muhabbetin ardından stadyuma girmek için turnikelere doğru ilerledik.
Manisa, İzmir, Alaşehir, Turgutlu, Salihli, Nazilli, Bodrum, Didim, Söke, Bandırma, Balıkesir temsilciliklerimiz tribünde bizlerle birlikte omuz omuza takımımızı desteklemek için hazırdı.
İçeri girdiğimizde bizlere ayrılan tribünün maç saatine kadar dolacağı her halinden belli oluyordu. Tribünün önüne pankart asılmaması için türlü bahaneler serildi önümüze. Trabzonspor maçında okul açık tribününde açılan "Yüreğini Koy Ortaya" pankartı Manisa'ya getirildi fakat tribünün yapısı yüzünden ne elde açılabildi ne de yasak yüzünden asılabildi..
Maçın başlama düdüğüyle birlikte klasik omuz omuzanın ardından söylediğimiz tezahüratlarda tribüne çevre illerden gelen kısacası ayda yılda bir maça gelen Fenerbahçelilerin maç izleme tercihi nedeniyle sıkıntılı anlar yaşasakta zaman zaman güçlü ve bütün bir şekilde Manisa semalarını Fenerbahçe sesleriyle inletmesini bildik.
Özellikle ikinci yarı güzel bir tribün vardı. Gollerden sonra çıkan ses ekran başındaki kardeşlerimizi mest etmiş olacak ki telefonlarımıza sürekli kısa mesajlar yağıyordu.
Manisaspor'un kadrosuna göre zayıf tribünleri vardı diyebiliriz fakat hemen sağımıza özellikle bir oluşum yapılmış ki amaçları sadece ortamı germek. Sürekli küfür ve tahriklerle ortamı germek isteselerde kendilerini dikkate almayarak takımımızı desteklemeyi tercih ettik.
Gözümüze çarpan bir başka ayrıntıda Manisaspor tribünlerinde açılan bir sopalı pankart. İstanbul, Anadolu takımlarının taraftarları tarafından "Bizans" olarak lanse edilir fakat daha önce Eskişehirspor tribünlerinde "Roma rakamıyla" yazılan 1965 yazılı pankartın ardından dünde Manisaspor tribününde açılan bir sopalı pankarttaki "haç" sembolü Anadolu'nun kendisiyle çeliştiğine dair bir örnek olarak akıllarımızda kalacaktır.
Söz verdiğimiz gibi küfür etmedik ve ettirmemeye özen gösterdik. Bu konuda duyarlı davranan tüm taraftarlarımıza teşekkür ederiz.
Maçın bitiş düdüğüyle birlikte tribüne gelen futbolcularımız bir taraftar gibi hareket ederek "Fener gol, gol, gol! Şampiyonluk geliyor" sloganıyla şampiyonluğa olan inançlarını bizimle paylaştılar. Bu sahne görülmeye değerdi gerçekten..
3-1 alınan maç keyifli bir dönüş yolculuğunun habercisiydi adeta. Yaklaşık yarım saatlik bir beklemenin ardından dışarı çıktık, Manisa ve çevre illerden gelen kardeşlerimizle vedalaştıktan sonra yola koyulduk.
Yemek molasının ardından yorgun düşen vucütlar uykuya dalmıştı. İstanbul'a vardığımızda sabaha az bir zaman vardı artık. Güzel bir deplasman daha sona ermişti bizim için.
Kısmetse Dolmabahçe'de görüşmek üzere..