İstanbul sınırları dışındaki en yakın deplasmanlardan birisi Bursa. Hava yağışlı ve soğuk ama günün ilk saatlerinden itibaren Fenerbahçe'ye destek olmak isteyen yürekler Kadıköy Salı Pazarı'nda toplanarak yola çıkılacak saati beklemeye başlıyorlar. Fenerbahçe sevgisini anlatan pankartlar, kar maskesi organizasyonu, davullar, v.s derken 1,2,3 diye saymaya başlıyoruz otobüsleri. Toplam 8 otobüs var. Bismillah diyerek çalışan kontaklar ve İstanbul-Bursa arası yaklaşık 250 km.'lik serüven başlıyor. Hava muhalefeti nedeniyle önceki gün iptal olan feribot seferlerinin çalışıp, çalışmadığı hakkında bilgi alıyoruz ve olumlu rapor geliyor. Cuma Namazı'nı yol üzerinde gördüğümüz camilerde kılarak yola devam ediyoruz. Cuma'dan sonra makaraya, muhabbete devam ediyoruz. Bir sürü yeni beste var umarız yakında bu besteler tribündeki yerlerini alırlar. Topçular, Yalova üzerinden Bursa'ya giriş yapıyoruz ve soluğu polis kontrol noktasında alıyoruz. Bu arada reklam olmasın ama yol üzerinde köfteci Yusuf'a herkesin uğramasını tavsiye ederiz.
Biraz beklemenin ardından otobüslerimiz Kültürpark'ın arkasında bulunan Polis Merkezi'ne getiriliyor. Burada Ankara, Akçakoca, Bahriyeli GFB, Balıkesir, Bandırma, Bursa, Çanakkale, İnegöl, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Kütahya, Manisa, Tavşanlı ve Yalova GFB üyesi kardeşlerimizle buluşuyoruz. Hoş sohbetlerin ardından polisler bizi Kültür Park'ın içerisinden gireceğimiz tribününe getiriyor.
Bursa Atatürk Stadyumu'na Şampiyonlar Ligi nedeniyle makyaj yapılmış fakat misafir takım taraftarı daha güzel şartlar altında ağırlanmalı. Tribüne giriş yerinin dar olması, turnikelerdeki yavaşlık her sene yaşanan şeyler fakat bu sene dikkatimizi çeken tek şey kapıların kırılmamış olmasıydı. Herkes biletiyle maça girdi yani kimse kırılan kapılar arasından tribündeki yerini almadı. Bursa'nın 20 TL'lik bilet fiyatları tüm fırsatçılara kapak olur inşallah. Ayrıca bazı illerde anlamsızca uygulanan pankart yasağı, davul yasağı Bursa'da yok.
Salı Pazarı'nda dağıttığımız kar maskeleri takılıyor ve "Fenerbahçe Soldiers" pankartı eşliğinde muhteşem bir görüntü oluştuğunu ekranları başında karşılaşmayı takip eden kardeşlerimizden öğreniyorduk. Birde pankart ekibimiz var. Sağolsunlar son 2 maçtır güzel işler çıkartıyor bu kardeşlerimiz. Fenerbahçe Soldiers yazan pankartlarının hemen altında son eserleri var. Kendilerine buradan bir kez daha teşekkür ediyoruz.
Tribün olarak maça güzel bir başlangıç yaptık. Semih topu ağlara gönderdiğinde açık kale arkasında bulunan skor tabelasında 16. dakika yazması espri konusu oldu. Golden sonra yan tarafımızda bulunan Bursaspor taraftarı arada bulunan tel örgüden almış oldukları cesaretle tabir-i caizse kolpa yapmaktan kendilerini alamadılar. Bu tahriklere kapılmadan takımımıza olan desteğimizi sürdürmeye devam ettik. İlk yarı boyunca sesimizin televizyona geldiğine dair mesajlar geldi cep telefonlarımıza. Devre arasında susuzluktan kuruyan boğazlar bir bardak su arasada büfelerin kapalı olduğu haberiyle adeta daha fazla kurudu diyebiliriz. Bizimkiler rakip taraftara bedava ikram yaparlarken biz Bursa'da paramızla su alamıyoruz. Üstelik Bursa. Bu sene Şampiyonlar Ligi'nde ülkemizi temsil eden takımın, misafir takım tribünü ve parayla su yok.
İkinci yarı Fenerbahçe sen çok yaşa sesleriyle inletiyoruz Bursa semalarını fakat 51'de yediğimiz gol yıldırmıyor bizi. "Her zaman, her yerde, bütün bu alemde" derken gol atmamız gerekiyor.. Fenerbahçe gol, saldır, tam zamanı şimdi derken olmayınca olmuyor demekten alamıyoruz kendimizi. Volkan'ın kalesindeki başarılı futbolu bizi teselli ederken, Niang'ı arıyordu gözlerimiz.. 2 haftadır üst üste 4 puan kaybediyoruz. Umarız bu puanları aramayız.
Maç sonunda "Muammer'in suçu ne?" ile başlayan makara senfonisi Çanakkale GFB üyesi kardeşlerimizin illerinin tribünlerinden getirdikleri makarayla had safhaya ulaşıyordu. Ah birde galip gelseydik keşke..
Yaklaşık 1,5 saatlik beklemenin ardından dışarı çıkartılıyoruz. Otobüsler bu sefer dönüş yolu için kontak çalıştırıyor.. Gece saat 3-4 arası giriyoruz İstanbul'a.
Ankara'da, Antep'te görüşmek üzere inşallah.