Futbol liglerine verilmiş ara dönemin ardından ligin 2. Yarısının ilk
maçında Antalya ile deplasmanda oynayacaktık. İlk yarı boyunca her ne
kadar beklentilerimiz karşılanmamış olsa da vakit yaklaştıkça
hasretimiz birikmiş ve bu deplasmanı iple çekmeye başlamıştık.
Fakat açıklanan yüksek bilet fiyatları canımızı sıktı ve kalabalık
şekilde planlanan organizasyonumuzu olumsuz yönde etkiledi. Buna
rağmen Cuma gecesi Bağlarbaşı'ndan otobüslerle
yollara döküldük.
Otobüslerde bu sayıdan daha fazla kişinin
gocunmadan gerekirse ayakta gidebileceğini belirtmesi biriken özlemin
en güzel ifadesi oldu bizler için. Kontağın çalışmasıyla beraber
başlayan yolculuğumuzda Fenerbahçe'yi her daim yanımızda hissedip
bestelerle gecenin karanlığına anlam kattık. Bestelerle, deplasman
otobüsü makaralarıyla, karşılıklı atışmalarla geçen ilk saatlerin
ardından mola verip sıcak çorbalarımızı içtik. Deplasman kültüründe
ikon haline gelen çorbaların içilmesinin ardından tekrar bindiğimiz
otobüste saatin ilerlemesi ve ertesi gün dinç olmamız gerektiğinin
bilinciyle koltuklarımızda uykuya daldık.
Isparta'ya geldiğimizde sabah olmuş, hava yavaş yavaş aydınlanmaya
başlamıştı. Burada durup Isparta Gfb den arkadaşlarımızı da aldıktan
sonra durmaksızın Antalya yolculuğumuz devam etti. Bilindiği gibi
Antalyaspor'un yeni stadına ilk kez gitmekteydik. Şehir merkezine uzak
olan stad için Aksu bölgesinden tabelaları takip edip ufak aksilikler
sonucu doğru yola girdik. Daha önce alışık olmadığımız şekilde daracık
köy yolları içinden ve portakal ağaçlarının oluşturduğu seralardan
geçerek Mardan Stadına ulaştık. Buraya geldikten sonra bölgeden
sorumlu Jandarma ekipleriyle beraber deplasman tribünü önünde
kapıların açılmasını bekledik.
Kapıların açılmasıyla beraber öncelik olarak grubumuzun pankartlarını
içeriye sokup belirtilen bölgelere asıp, maç saatini beklemeye
başladık. Maç öncesi stad önünde Isparta Gfb, Antalya Gfb ve özel
araçla gelen İstanbul Üniversitesine mensup üyelerimizle sohbet ettik.
İçeri girdiğimizde statta tribünlerin sahaya yakınlığı ve adeta
hazırlık maçı havası yaşandığı dikkatimizi çekti. Rakip tribünlerin
alışık olduğumuz ucuz ve tahrik edici tavırlarına bize yakışan
ağırlıkla kayıtsız kaldık.
Maçın başlamasıyla beraber diğer grupların ve Antalya'da yaşayan
Fenerbahçeli arkadaşlarımızın da eşlik etmesiyle Mardan Stadını alışık
olmadığı biçimde inletmeye başladık. Maç öncesi Trabzonspor'un puan
kaybettiği haberi gelmesi maçın önemini daha da arttırmıştı.
Antalyasporlu taraftarların kendi evinde deplasman havasını yaşamasına
devam ettikçe takımımızda rakip kaleye yavaş yavaş yüklenmeye başladı.
İlk yarının son dakikasında Gökhan Gönül'ün kendi yaratmış olduğu bir
pozisyon sonrası harika bir gol atması bizleri tribünde sevince boğdu.
İkinci yarıya son dakikada gelen golün verdiği moral ve coşkuyla girip
tribünde sazı tamamen elimize aldık. Bir süre bizle uğraşmayı deneyen
rakip tribün gücünün limitlerinin farkına varıp bundan vazgeçti. Aynı
coşkuyla devam eden 2. yarı boyunca aralıksız desteğimiz devam etti ve
son düdükle beraber tribündeki sevinç katlandı.
Maç sonu rakip tribünle yapılan makaralar ve onlar çıktıktan sonra
kendi aramızda eğlendikten sonra kapıların açılmasıyla beraber
otobüsümüze yöneldik. Galibiyetin vermiş olduğu sevinçle
yorgunluğumuzu unutup aynı coşkuyla dönüş yolculuğunu yemek
molalarıyla sona erdirdik. Otobüsümüzü direk Dereağzı 'na çekip U-17
takımımızın Beşiktaş maçında onlara tribünden elimizden gelen desteği
verdik. Böylelikle bir deplasmanı daha kazasız belasız bir şekilde
atlatıp sağ-salim şehrimize döndük. Şampiyonluk yolunda büyük önem
taşıyan Trabzonspor maçında takımımıza büyük destek verip 3 puanı
aldıktan sonraki hafta Manisa yollarında görüşmek üzere..