|
Son haftalarda alınan olumsuz sonuçlar geçen hafta alınan Antalyaspor galibiyeti ve en yakın rakibimizin puan kaybetmesiyle birlikte şampiyonluk ümidimizi bir hayli fazlalaştırmıştı. Bu galibiyet kamuoyuna "şampiyonluk yürüyüşünün başlangıcı" olarak lanse edildi ve Ankara'ya otobüsler, servisler, özel araba ve trenlerle İstanbul'dan adeta bir çıkarma yaptık. Cuma gecesinden trenlerle giden üyelerimiz, Cumartesi günü sabahtan hareket eden otobüslerimiz, servisler ve arabalar derken keyifli bir yolculuk başladı Ankara'ya. İstanbul'da ki bulutlu hava yol ilerledikçe yerini bahar havasına bıraktı ve 5-6 saatlik bir yolculuğun ardından Ankara'ya vardık.
Ankara ve çevre illerden gelen kardeşlerimizle yapılan hoş sohbetlerin ve selamlaşma faslının ardından stadyuma girmek için turnikelere doğru ilerledik. Karşılaşmaya yoğun bir ilgi vardı ve stadyuma giriş yapmak isteyen taraftarlarımız en az 10 adet farklı sıra oluşturmuştu. Turnike sistemi için rezalet diyebileceğimiz bir stadyum üstelik geçtiğimiz günlerde "çürük" raporu verilmesine rağmen bu kadar izdihamı nasıl kaldıracaktı? İnşallah çökmez diyerek en sonunda attık içeriye kendimizi..
Maç öncesi tribündeki coşku bugün tribün güzel olur izlenimi vermişti. Geçtiğimiz gün yıldönümünü kutladığımız İstiklal Marşımız coşkuyla söylendikten sonra "şehitler ölmez, vatan bölünmez" diyerek şehitlerimizi bir kez daha andık.
Santrayle beraber "omuz omuza" ve "bu sene sensin şampiyon" derken tribündeki stres Ankara deplasmanlarında geçmiş dönemlerde alınan sonuçlarıda akıllara getirince acaba yine mi sorusunu getiriyordu hep akıllarımıza ama yinede bir umutla desteğe devam ediyorduk..
İlk yarı bitiminde elimize geçen fırsatları değerlendiremeyince ikinci yarı illa ki bir hal çaresine bakar ve 3 puanı alırız diye teselli ediyorduk kendimizi. Soyunma odasına giden futbolcularımıza "bizim için bu maçı alın" diye haykırırken suratlarında "bu maçı almak zor" gibi olumsuz bir ifade vardı. Çay, sigara derken takımlar sahaya çıktı ve tribünde rutin olarak işleyen "Fenerbahçem benim" tezahüratı yerine "inandık size bu sene" sesleriyle Ankara semalarını inletiyorduk. Takıma hedefi hatırlatmak ve motive etmek adına iyi bir seçimdi fakat takım bu tezahürata eşlik eden bir oyun oynamıyordu maalesef..
Dakikalar ilerledikçe heyecan, stres ve sinir kat sayıları artıyordu. Tribünde öyle bir çırpınma oldu ki sanki bu maçı kaybedersek şampiyonluğu rakibimize kaptıracak gibiydik..
Gol lazımdı ama bir türlü gelmiyordu. Fener gol, haydi gol derken "Fener gol, gol, gol! Şampiyonluk gidiyor!" tezahüratı hızla yayılmaya başladı ve en az 15 dakika hiç dilimizden düşmedi adeta. Bir ara öyle bir söyledik ki herhalde futbolcular utanırda bir gol atar artık diye ümitlenmeye başladık fakat bu maçın skoru başladığı gibi bitmeye inat etmişti adeta. Şampiyonluk gidiyor dedik ama bu futbolla şampiyonluk zor olacak gibi. Çıkmayan candan ümit kesilmez derler ama görünen köyde kılavuz istemez..
Maçtan sonra homurdanmalar, öfkeler oldu tribünde. Antalyaspor maçından sonra yapılan açıklamaların anı kurtarma psikolojisiyle yapılmış olduğunu gördük. Bu taraftara yazık gerçekten. Türkiye'nin dört bir yanından kalk maça gel, saatlerce sırada bekle, zorlukla içeri gir ama bir gol göreme. Golüde geçtik mücadele göreme!
Bu sene bir deplasman dönüşü yine boyunlarımız bükük. Üzülüyoruz bu takımın haline. Keşke sahada biz mücadele etsek. Teknik direktör değiliz, başkan değiliz olsakta farklı yerlere çekiliriz..
Her şeye rağmen, kısmetse Ali Sami Yen'de görüşmek üzere..
|