|
Çok değil henüz 1 ay önce gitmiştik Eskişehir'e. Son 2 senedir oynadığımız maçlarda alınan beraberlik ve mağlubiyet gibi sonuçlar acaba Eskişehir bize uğursuz mu geliyor sorularını akıllara getirsede yinede kendimizi alıkoyamadık ve düştük yollara..
İstanbul'dan kalkan otobüsler, servisler ve münferit arabalar ve lig maçına göre ucuz bilet fiyatları güzel bir tribün olacağının habercisi gibiydi. Makaralar, muhabbetler ve teknolojinin getirmiş olduğu yeniliklerle Eskişehir'e doğru ilerliyorduk. Türk filmi olsun, komedi filmi olsun derken Eskişehir'e 30 tabelası gözüktü. Verilen kısa bir molanın ardından çeşitli ihtiyaçlar giderildi ve arama noktasına girerek "tertemiz" olduğumuzu bir kez daha ispatladık.
Yaklaşık 45 dakikalık bir beklemenin ardından stadyuma doğru eskort eşliğinde hareket ettik. Yaklaşık 20 dakika süren bir yolculuğun ardından stadyuma getirildik ve doğruca içeri girerek önce pankartlarımızı astık daha sonra başladık sevdamızı haykırmaya..
Bizlere ayrılan tribün lig maçına göre daha boştu. Kupa maçında 30 tl olan biletler, lig maçında 50 TL'ydi fakat karşılaşma TRT 1 ekranlarından naklen verildiği için bu boşluk gayet normaldi. Yakında maçların TRT ekranlarından verileceğine dair söylemler var ama bu durum tribünlerin boş olmasına sebep olacak fakat dolu olacağına az olup, öz olması daha iyidir aslında. Bağırmayan taraftarın deplasman tribününde takımına hiç bir faydası olmaz. Sadece rakip takımın kasasını doldurur..
Sahaya çıkan takımımızı bağrımıza bastıktan sonra okunan İstiklal Marşımızın ardından "Şehitler ölmez, Vatan bölünmez" diyerek başlama düdüğünün ardından maç boyunca susmamak şartıyla başladık desteğimizi vermeye..
Maçın başında gelişen 1-2 atağımız umut versede Eskişehirspor forvetlerine defansımızın bu kadar taviz vermesi "yine mi acaba" dedirtti ama bugün formunda bir Volkan vardı. İlk yarı bitiminde kesinlikle hazır olmadığımızı gördük.
İkinci yarıyla birlikte klasik "sen çok yaşa" tezahüratıyla Eskişehir semalarını inletirken artık gol olsun diye bekliyorduk. Nitekim beklenen gol ikinci yarının ilk 15 dakikası içerisinde geldi. Geldi ama rakip takım kalecisinin inanılmaz hatası sonucunda..
Cüneyt Çakır, Özer Hurmacı yerde kalınca çaldı penaltıyı ama Alex'in ilk vuruşunu ceza sahası ihlali nedeniyle geçersiz saydı. İlk vuruşu sağ köşeye atan Alex ikinci vuruşuda sağ köşeye bırakarak adeta kaleciyle dalga geçti.
Gelen golle birlikte Eskişehir sustu ve bizi dinlemeye başladı. Coşkumuz bir ikinci gol getirmeye yetmedi ama hasreti çekilen Türkiye Kupası için bir adım daha ilerlemiş olduk.
Bu maç için sadece İstanbul'dan değil Tavşanlı'dan, Antalya'dan, Kütahya'dan, Eskişehir'den, Uşak'tan, Denizli'den ve Ankara'dan bir çok üyemizde bizlerle birlikte maç boyunca takımımıza destek oldular.
Amigo Mami'nin maç boyunca göstermiş olduğu performans büyük takdir alırken, Amigo Nuri'de popülerliğini korumak adına "kız arkadaşım aradı" demeyi ihmal etmedi =)
Şaka bir yana 2010'un ilk deplasmanı sonuç ve netice itibariyle kazasız, belasız ve sevindirici oldu.
Maçtan sonra yaklaşık 1 saat kadar bekledik ve bu beklemenin ardından kazasız, belasız bir şekilde evlerimize ulaştık. Gelecek deplasmanda görüşmek dileğiyle..
|