|
14 Şubat.. Dünya'da aşk kavramının hediyelerle depreştiği gün. Bizim için sıradan olan 14 Şubat Manisa deplasmanıyla anlam kazandı. Cumartesi'yi Pazar'a bağlayan gece yarısının ilk saatlerinde toplandık Eski Salı Pazarı'nda. Otobüsler, servisler yavaş yavaş kalkış noktasına yanaşırken ayak üstü muhabbetlerin ve selamlaşma faslının ardından tamamlanan kadrolarla birlikte çalışan kontakların ardından "Bismillah" diyerek çıktık yola.
İstikamet Eskihisar'dı fakat Eskihisar'a geldiğimizde feribotların çalışmadığını öğrendik ve geri dönerek tekrar otobana çıktık. Makaralar, besteler derken görünen İzmit Körfezi'nin öbür yakasına geçecektik. Başladık Körfez'i dolanmaya ve verdiğimiz 1-2 molanın ardından tekrar devam ettik.
Günün ilk ışıklarıyla birlikte otobüste sessizlik hakimdi ve tekrar gözlerimizi açtığımızda Susurluk civarlarındaydık. Susurluk tostu ve ayranı ile yapılan sabah kahvaltısının ardından tekrar koyulduk yola.
Akabindeki mola Akhisar'daydı. Köftesi meşhur Akhisar'da köfte yemek için erkendi vakit. İçilen çayların ardından İzmir'de ki ağabey ve kardeşlerimizle yaptığımız görüşmelerin ardından İzmir'e davet edildik.
Otobüslerle Group İzmir GFB üyesi ağabey ve kardeşlerimizin toplanma mekanlarından birisine doğru çıktık yola.
Manisa girişinde polis ekipleri tarafından karşılandık ve İzmir'e gitmemiz için müsade ettiler. Arama noktasını geçtikten sonra futbolcularımızın kamp yaptığı otelin önünden geçtik ve otelin alt tarafında futbolcularımızın ter idmanı yaptığını gördük. Otobüslerden inerek şarampole doğru başladık tezahürat yapmaya. "Semih takımı buraya getir" diyecek kadar gaza gelmiştik =) Yapılan bir kaç tezahüratın ardından tekrar koyulduk yola.
İzmir girişinde kardeşlerimiz bizi karşıladı ve diğer İzmir GFB üyesi ağabey, kardeşlerimizin yanına götürdüler. Sağolsunlar güzel bir kahvaltı sofrası kurmuşlardı ve yemek ihtiyacı olan kardeşlerimiz karınlarını doyurdular. Yaklaşık 1-1,5 saat kadar bekledikten sonra İzmir GFB otobüsleriyle birlikte tekrar Manisa'ya doğru yola koyulduk.
Manisa'ya gelmeden daha önceki senelerde de vakit geçirdiğimiz mesire alanında biraz daha zaman geçirdik ve polis eskortları eşliğinde stadyuma kadar getirildik. Yol boyunca en ufak bir olay olmadı. Maç saatine kadar stadyum civarında vakit geçirecektik. Her zaman olduğu gibi ilk önce pankartlar girdi stadyuma..
40 TL'lik bilet fiyatlarına rağmen İstanbul ve çevre illerden bir çok taraftarımız gelmişti maça. İstanbul'dan otobüs, uçak, servis ve özel araçlarıyla gelen üyelerimiz, alt gruplarımız ve Afyon, Ankara, Bursa, Alaşehir, Denizli, Group İzmir GFB, Manisa, Söke, Turgutlu, Uşak, Kırıkkale, Didim, Çanakkale, Balıkesir, Yalova, Menemen, Aliağa temsilciliklerimiz Fenerbahçemizi yalnız bırakmamak adına Manisa'dalardı..
Ayrıca Manisa Fenerbahçeliler Derneği ve İzmir Fenerbahçeliler Derneği'de maçtan önce biletlerimizi temin etme konusunda ve maç günü bizlere yaptıkları ikramlarla son derece misafirperver davrandılar. Kendilerine bu vesileyle bir kez daha teşekkür etmek istiyoruz.
Manisa'da bulutlu fakat yağışsız bir hava vardı. Rüzgar ara ara essede havada hafiften bir sıcak vardı. İçeriye girdiğimizde bize ayrılan bölümün neredeyse tamamen dolduğunu gördük. GFB olarak orta blokta hatırı sayılır bir kalabalığa sahiptik. Aşırı yoğunluk nedeniyle 1 koltuğa 3 kişi basıyorduk neredeyse..
Manisa tribünleri takımlarının puan sıralamasındaki yerinden dolayı olsa gerek çok dolu değildi. Tabii ki bunda 40 TL'lik bilet fiyatlarınında etkisi var. Bu sene 100, 75 ve 50 TL'den sonra 40 TL'ye eyvallah dedik. Bizde biletler 22 TL oldu. Buda bize yaradığı kadar aynı zamanda ikinci yarı Kadıköy'e deplasmana gelecek olan taraftara yaradı. İnşallah her konuda olduğu gibi bu konuda da örnek oluruzda millet büyük taraftarını soymaktan vazgeçer..
Sahada ısınan takımımızı tribüne çağırdıktan sonra yeni beste çalışmalarını tribüne kazandırmaya çalıştık. Bu arada ısınan futbolcularımızın şutları bazen tribünlere kadar geliyordu.
Fenerbahçemiz maça başlamak için sahaya çıktığında tribünlerimizdeki coşku dahada artmıştı. Stat hoparlörlerinden yükselen İstiklal Marşımız yarıda kalsada en güzel şekilde tamamlandı ve "Şehitler ölmez, Vatan bölünmez" sloganıyla şehitlerimizi bir kez daha anmış olduk.
Maça omuz omuzayla başladık. Ardından "bu sene sensin şampiyon tezahüratı", "bizim için saldır Kanarya" derken harika bir pozisyon ile ilk golü bulduk. Sol kanattan Özer'in yerden ortası, Alex'in üzerinden atlayışı ve Baroni'nin düzgün vuruşuyla 1-0 öne geçiyoruz. Baskı dahada artıyor. Tribünde stres, heyecan had safhada fakat ilk yarının son anlarında gelen Manisa golü şok yaşatıyordu adeta..
İlk yarı bitti ve ikinci yarı için stresli bir bekleyiş başladı tribünlerde. Devre arasında gelen mesajlar, telefonlar televizyona gelen sesin çok iyi olduğunu belirtiyordu. Sigaralar yandı, çaylar içildi ve derken Fenerbahçemiz sahaya çıktı. Sahaya çıkan takım tribüne çağırılmasına rağmen gelmedi. Sanki akıllar Lille maçında gibiydi..
İkinci yarı ilk yarıya nazaran daha vasattık. Maçın sonlarına doğru rakip daha çok geldi kalemize ve uzatma dakikalarında yediğimiz golle yıkıldık adeta. Maç bitti derken Gökhan Ünal'ın kafasıyla rahatlıyorduk az da olsa ama Fenerbahçe bu değildi. Son 3 maçta 1 mağlubiyet ve 2 beraberlik vardı..
Dönüş yolculuğuyla birlikte yorgunluk ve sessizlik hakimdi. Bizleri en iyi şekilde ağırlayan İzmir ve Manisa GFB üyesi dostlarımızla ve diğer temsilciliklerimizle vedalaştıktan sonra yola koyulduk. Akhisar'da mola verdikten sonra hiç durmadan devam ettik yola. Maçın kritiği, Lille maçı n'olur derken tüm gözler kapanmıştı. İstanbul'a vardığımızda saat 05.00'i geçiyordu. Çok şükür bir deplasman daha kazasız, belasız fakat istemediğimiz bir sonuçla sonlanıyordu. Ankara'da görüşmek üzere..
|