|
"Peşindeyiz" dedik bi' kere bu yüzden ne pahalı bilet fiyatları ne de uzun yollar bahane değildi Antalya'ya gitmemize. Fenerbahçemizi yalnız bırakmamak adına Cuma'yı Cumartesi'ye bağlayan gece yarısı yine her deplasmanda olduğu gibi Kadıköy Eski Salı Pazarı'nda toplandık. Pahalı bilet fiyatlarına rağmen hatırı sayılır bi' kalabalıkla birlikte şöförler kontakları çalıştırdı ve yolculuğumuz başladı. Hoş muhabbetlerin olduğu, bestelerin söylendiği deplasman yolculuğu ilerleyen saatlerde yerini uykuya bıraktı. Sabah saatlerinde Antalya'ya doğru giriş yapıyoruz. Emniyet kontrol noktasında herhangi bir durdurma yapılmadı herhalde bizi bu saatte beklemiyorlardı. Stadyuma geldiğimizde ilk olarak pankartlarımızı astık. Antalya GFB'den kardeşlerimizle hasret giderdik. Tanışma, kaynaşma faslının ardından stadyum civarındaki parkta oturarak vakit geçirmeye başladık. Aradan geçen zaman içerisinde Antalya emniyetinden yetkililer gelerek bizleri stadyum civarında değildi şehirin biraz daha dışında olan Tedaş Akdeniz Elektrik İdaresi Binası'nın bulunduğu yere getirdiler. Burada saat 19.00'a kadar bekletileceğimiz söylendi ve nitekim öyle oldu. Bu zaman zarfı içerisinde Antalya emniyetinin sıcak ilgi ve alakasına maruz kaldık. Özellikle görevli amirin bizlerle olan hoş ve candan muhabbeti görülmeye değerdi. Fenerbahçe için görev yaptığı bazı bölgelerde yapmış olduğu organizasyonları duyunca kendisini takdir ettik. Bütün otobüslerin gelmesiyle birlikte hareket saatimizle birlikte stadyuma doğru yola koyulduk. Stadyuma geldiğimizde maça girmek için sırada bekleyen 100 civarında taraftarımız vardı ve bizden öncede 300'den fazla taraftarın giriş yaptığını öğrenmiş olduk. Davullarımızı stada soktuktan sonra içeriden pankartlarla ilgili bi' haber geldi ve nasıl olur diye kendi kendimize sorduk. Ekranları başındaki arkadaşlarımızın pankartımızın rakip takım taraftarının yer aldığı tribünde açıldığını ve televizyonun bunu sık sık gösterdiğini söyledi. Öğlen saat 12.00 sularında stadyuma soktuğumuz pankart "kahpece" bi' hareket sonucu tribünlerimiz önünden çalınmış olduğunu anladık. Herkeste bilir ki "kahpeliğe dağlar dayanmaz".. Stadyum güvenlik kameraları (varsa tabii ki) bu olayın iç yüzünü araştırır ve evsahibi sıfatına yakışmayan bu kahpeliği gün ışığına çıkartır ama önemli değil Kadıköy'e gelemeyen ve bizim üstümüzden prim yapmaya çalışan insanların yapabilecekleri en fazla şey herhalde budur ve bunuda en güzel şekilde yaparak "reklam olma" amaçlarına ulaşmışlardır. Buradan kendi yönetimimize sesleniyoruz mümkünse Antalyaspor ile Kadıköy'de oynayacağımız karşılaşmada misafir takım tribünü bilet fiyatını en düşük seviyede tutmanızı rica ediyoruz. İstanbul'un, özellikle Kadıköy'ün havasını herkesin tatması gerektiğini düşünüyoruz. Biz 75 TL veriyoruz ve ufacık turnikeden geçiyoruz, gelebilecek olanlarda gelsinler ve geniş olan turnikelerden içeri girmeye çalışsınlar. Siz yeter ki bilet fiyatlarını makul tutun..
Kazım'ın golüne kadar pek etkili değildik ve maçın tadı yoktu diyebiliriz. Bu gol hem tribünlere hem de takımımıza can getirdi. Tribünde artan tezahürat coşkusu ve sahada daha kontrollü oynayan bi' Fenerbahçemiz vardı. Maalesef ummadık taş baş yarar derler ya Gökhan Gönül bi' hata yaptı, Volkan'da o hatayı telafi edemeyince olan oldu. Pozisyon öncesi başlayan "bu sevda bitmez gönüllerde" tezahüratı gole rağmen şiddetini 2'ye katlamıştı ve desteğimiz var gücümüzle devam ediyordu. Kendi sahasında beraberliğe oynayan rakibe karşı hucüm futbolu oynayan Fenerbahçemiz adeta direkleri dövüyordu. Zamanlama ve son vuruşlardaki eksiklik yüzünden belkide farka gidecek maçın ilk yarısını 1-1 berabere tamamladık. Geçen hafta Kadıköy'de yuhalanan Kazım ilk yarıda sahanın en diri ismiydi. Futboluyla yuhalayanlara "neredesiniz?" der gibiydi..
Şanssız iki sakatlık nedeniyle ikinci yarıya değişikliklerle başladık. Santos ve Gökhan sakatlanarak yerlerini Uğur Boral ve Semih Şentürk'e bırakmışlardı. Şanssızlıklara rağmen yinede pozisyonlar bulabiliyorduk fakat bu pozisyonları gol yapma şansı yüksek Güiza maalesef harcayarak adeta saç, baş yolduruyordu. Tribünde desteğimiz var gücümüzle devam ediyordu. Kaçan gollerimiz ve rakibin arada bi' kalemizi yoklaması gözlerde umutsuz ifadelerin yer almasını sağlasada maçın son dakikasında gelen golle yerini görülmeye değer bi' sevince bıraktı. Güiza bu sefer "Genç Fenerli" Semih Şentürk'e akıllıca bi' pas vererek karşılaşmanın hakkı olan sonucun ortaya çıkmasına vesile oldu. Kaçan goller, direkden dönen toplar, v.s. Sonuç 7'de 7 ve elde edilen 21 puanla şampiyonluk hedefiyle birlikte yola devam fakat teknik direktörümüzün elindeki alternatifleri iyi kullanması ve değerlendirmesi lazım diye düşünüyoruz. Formanın hakkını vermeyene kesinlikle taviz verilmemeli.
Maç sonunda yapılan makaralar görülmeye değerdi. Balkonlardan tahrik edenlere, sahada utanmadan koşan Necati Ateş'e, tribünlerimiz önüne gelip bizi tahrik etmeye çalışan rakip takım taraftarları belkide hiç böylesini görmemişlerdi =) Yaklaşık 45 dakikalık beklemenin ardından kapılar açıldı, önce Antalya'da ki kardeşlerimizle vedalaştık ve emniyet güçleri eşliğinde şehir çıkısına kadar yapılan yolculuğun ardından İstanbul'a doğru yolculuğumuz başladı. Yolculuk yorgunluk sebebiyle ufak, tefek makaraların ardından genelde uykuyla geçti. Sabah gözümüzü açtığımızda İstanbul'daydık ve bi' deplasman yolculuğu daha Allah'a şükürler olsun ki kazasız, belasız sona ermişti. Gaziantep'te görüşmek üzere inşAllah..
|